Eğer bu sayfayı hızlıca kapatmanız gerekiyorsa, bu alana tıklayabilirsiniz. Google arama motoruna yönlendirilirsiniz. Click here to rapidly close this page. The page will be forwarded to Google homepage.
HIZLI QUICK
ÇIKIŞ ESCAPE

Cinsel Şiddet; Tanımı, Türleri, KavramlarSexual Violence; Definition, Types, Concepts

Cinsel şiddet farklı koşullarda ve biçimlerde gerçekleşebilir. Ancak cinsel şiddet nereden ve nasıl gelirse gelsin değişmeyen tek gerçek şudur: Cinsel şiddet hiçbir zaman, şiddete maruz bırakılanın hatası ya da suçu değildir. Şiddet failin hatasıdır ve onun seçimleri sonucu gerçekleşir.

Farklı kaynaklarda birbirine yakın cinsel şiddet tanımlarıyla karşılaşabiliriz. Bunlardan bazıları aşağıdaki gibidir;

  • Cinsel şiddet, bir bireyin açık ve belirgin onayı olmadığı halde gerçekleşen cinsel temas veya cinsel davranışları tanımlar. RAINN – Amerika’nın en büyük ulusal cinsel şiddetle mücadele platformu.

  • Cinsel şiddet, kişinin rızası (onayı) olmadan, onayı inşa edilerek veya onay veremeyeceği durumlarda katılmaya zorlandığı her türlü cinsel eylem ve hareketleri tanımlar. (Onay verilemeyecek durumlar; alkol veya uyuşturucu etkisi altında olma, bedensel veya zihinsel/ruhsal olarak onay vermekte yetersiz kalınan durumlar, yasal olarak çocuk olma durumu vb.) CİNSEL ŞİDDETLE MÜCADELE DERNEĞİ

  • Cinsel şiddet; mağdur ile tanışıklığı veya ilişkisi olup olmadığına bakılmaksızın; ev veya işyeri dahil olmak üzere herhangi bir yerde; herhangi bir koşulda; herhangi birinin bir başka kişinin cinselliğine yönelik ve baskı kullanarak uyguladığı her cinsel davranış, cinsel davranış elde etme amaçlı girişim, istenmeyen cinsel yorum veya flörtöz yaklaşım veya ticari veya farklı amaç içeren eylemlerdir. Baskı uygulamayı; çok geniş bir yelpazede ve çeşitli derecelerde güç kullanımını içerebilir. Fiziksel güç kullanımı dışında, duygusal tehdit ve gözdağı, şantaj veya farklı tehditler içerebilir. Örneğin; fiziksel zarar vermekle, işten atmakla veya başvurulan işe almamakla tehdit etmek gibi. Cinsel şiddete maruz bırakılan kişi onay veremeyecek durumda olduğunda da gerçekleşebilir. Örneğin; sarhoşken, uyuşturucu etkisi altında iken, uyurken veya zihinsel-ruhsal olarak durumu idrak edemeyecek durumda olunduğunda. WHO – DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ

  • Cinselliğin kontrol etmek, denetlemek, küçük düşürmek, aşağılamak ve cezalandırmak amacıyla bir şiddet aracı olarak kullanılmasına “cinsel şiddet” denir. Kadınlara kocaları, babaları, diğer erkek akrabaları, partnerleri, erkek arkadaşları, iş hayatındaki erkekler vs cinsel şiddet uygulayabilmektedirler. Bu erkeklerin büyük çoğunluğu ise, sanılanın aksine, kadınların tanımadığı erkekler değil iyi tanıdıkları ve güvendikleri erkeklerdir. MOR ÇATI KADIN SIĞINAĞI VAKFI 

Kaynaklar:
https://www.rainn.org/articles/sexual-assault
http://www.who.int/violence_injury_prevention/violence/global_campaign/en/chap6.pdf
https://www.sacl.com.au/
https://www.morcati.org.tr/tr/yayinlarimiz/brosurler/185-cinsel-siddeti-dile-getirmek-guc-ama-mumkun

Cinsel şiddetin bilinen türleri cinsel taciz, cinsel istismar ve tecavüzdür.



Bu kavramlar hukuksal terim olarak farklılaşabilir. Türk Ceza Kanunu’nda cinsel şiddet suçları şu terimlerle sınıflandırılır;

  • Cinsel Taciz (Temas içermeyen sözle, gözle, vücut diliyle, posta veya elektronik haberleşme araçlarıyla gerçekleştirilen rahatsız edici cinsel eylemler)

  • Cinsel Saldırı (Temas içeren ve istenmeyen dokunuşlar, tecavüz girişimi, birini oral seks, penetrasyon gibi cinsel davranışlara zorlama)

  • Nitelikli Cinsel Saldırı (Tecavüz)

  • Çocukların Cinsel İstismarı (Yetişkinlerden çocuklara yönelen tüm cinsel davranışlar, çocukların evliliğe ya da fuhuşa zorlanması, pornografik materyaller ve ticari amaçlarla çocukların sömürülmesi vb.)

Cinsel Şiddet cinsellikle değil, güç kullanımı ile ilgilidir.

Güç kullanımı nedir?

Güç kullanımı (zor kullanmak) her zaman fiziksel güç kullanımı demek değildir. Cinsel şiddet failleri duygusal baskı, psikolojik yönlendirme, tehdit, şantaj vb. ile de birini rızasının olmadığı cinsel davranışlara zorlayabilirler.

Bunun yanı sıra, hiyerarşinin olduğu eşitsiz ilişkilenmelerde failler sahip oldukları ayrıcalığı veya statüyü de zor kullanma aracı haline getirebilir. Bir cinsiyete, yönelime veya kimliğe yönelik toplumsal baskılardan, bir mesleğe yönelik önyargı ve genellemelerden güç alarak şiddet davranışında bulunabilirler.

Aşağıdaki örnekler de güç kullanımı ve ayrımcılığa dayalı, bireylere veya kitlelere yönelik cinsel şiddet biçimleri olabilir;

  • Failin partnerinin cinselliğini başkalarınınkiyle kıyaslaması, aşağılaması
  • Evlilik veya ilişki içinde, failin eş veya partneri istemediği yer, zaman ve biçimlerde ilişkiye zorlaması
  • Faillerin mesleki uzmanlıklarını veya statülerini kötüye kullanmalarıyla gerçekleşen cinsel saldırı biçimleri (Örneğin psikolog, psikiyatr, jinekolog, doktor, öğretmen, kamu görevlisi, polis veya diğer meslek uzmanları gibi)
  • Cinsel davranışları küfür veya aşağılama ile özdeşleştiren, tecavüzü normalleştiren şakalar, yorumlar, sloganlar, tezahürat biçimleri veya kitlesel ritüeller
  • Bedenlerin ve üreme haklarının güç kullanımıyla kontrol altına alınması; doğurmaya veya doğurmamaya zorlamak-mecbur bırakmak (Örneğin kürtaj veya sağlıklı-steril doğum kontrol yöntemlerine erişimin engellenmesi, rızanın olmadığı veya zorunlu kılınan kısırlaştırma operasyonları vb.)
  • Hayvanlara yönelik cinsel istismar
  • Genital sakatlama (kız veya oğlan çocuklarının genital organlarına, beden bütünlüğüne yönelik geri dönüşü olmayan ve tıbbi zorunluluk gerektirmeyen tüm müdahaleler, yasal olarak rıza vermesi mümkün olmayan çocuklara yönelik kültürel ritüeller)
  • Gerçek veya sanal ortamda musallat olma (Israrlı takip, takipçilik, failin sistematik olarak tehdit/baskı/şantaja maruz bırakması ve cinsel davranışlara zorlaması)

Bu örnekler çoğaltılabilir…

Cinsel şiddeti ifade etmek, bu konuyu yorumlamak veya tartışmak üzere cinsel şiddetle ilgili çeşitli ifadeler ve kavramlar kullanırız. Kullandığımız kavramlar duygu ve düşüncelerimiz kadar, dilimizin kültür yoluyla ürettiği mesajları da içerir.

Kavramlar neden önemlidir?

  • Kavramlar bir şiddeti tanımlayabilmemiz için önemlidir. Bize yönelik bir şiddet davranışının adını koyamadığımızda; üzerimizde yarattığı travmatik etkilerin farkında olmayabilir, bunları yok sayabilir veya geçiştirebiliriz. Şiddeti onu tanımlayan bir kavramla ifade ettiğimizde, onu fark etmemiz ve onunla mücadele etmemiz kolaylaşabilir.

    Kullandığımız bazı kavramlar toplum olarak içselleştirdiğimiz yanlış inanışları yeniden üretebilir. Örneğin cinsel şiddetin cinsel dürtülerden kaynaklandığı, hastalık gibi gerekçelerle önlenemez olduğu, faillerin tanıdığımız güvendiğimiz kişiler olamayacağı gibi yanlış mesajlar içerebilir.

    Kullandığımız kavramların; şiddet failleri, şiddetten hayatta kalan kişiler ve şiddetin tanıkları üzerinde nasıl bir etki oluşturabileceğini sorgulamak önemlidir. Şiddeti yeniden üreten, genelleme yapan, yargılayıcı ve mağdur-suçlayıcı yaklaşım içeren kavram ve ifadeler iyi niyetle kullanılsa da, insanlar üzerinde onları hedef gösteren, travmalarını tetikleyen vb. olumsuz duygular yaratabilir, dahası hak ihlali içerebilirler.

Dilimizi şiddetsiz iletişim ve hak-temelli yaklaşımı destekleyici biçimde kullanabilir, geliştirebiliriz. Kavramlar üzerine düşünüp tartışarak alternatif, güçlendirici kavramlar oluşturabilir ve kullanabiliriz.

Bu bölüm şiddet türlerini açıklamaya yönelik tanım ve örnekler içerdiğinden rahatsız edici veya şiddet deneyimlerini hatırlatıcı olabilir. Lütfen iç sesinizi dinleyin ve kötü hissettiğinizi fark ettiğinizde nefes alıp okumayı bırakabileceğinizi kendinize hatırlatın.

Cinsel şiddet ve istismar konularında sıkça karşılaşabileceğimiz kavramlar şunlar olabilir; 
Fail: Cinsel şiddet fiilini işleyen kişi. Hukuk terimi olarak da kullanılır. Bazı yerlerde saldırgan kelimesi de cinsel saldırı uygulayan kişi anlamında kullanılmaktadır.
Mağdur:
Kendisine haksızlık edilmiş, haksızlığa uğramış kişi anlamına gelir. Cinsel şiddete maruz bırakılan kişi anlamında kullanılır. Aynı zamanda hukuk terimidir.
Hayatta Kalan: hayatının bir döneminde cinsel şiddetin herhangi bir biçimine maruz bırakılmış olan kişi için kullanılır. İngilizce’de survivor kelimesinden çevirilerek kullanılan bir kavramdır. Bazı yerlerde Sağ kalan olarak da geçer. Cinsel şiddete maruz bırakılmış bireyler için, ‘mağdur’ ya da ‘kurban’ yerine daha güçlendirici bulunduğu için tercih edilen bir ifade olabilir. Sonuçta cinsel şiddete maruz bırakılan kişi kendini nasıl ifade etmeyi seçerse, o tanıma saygı duyulmalıdır.
Rıza (Onay): Kişinin belirli bir davranışı özgür iradesiyle, sözlü veya bedensel ifade yoluyla onaylaması demektir. Rıza kavramı hukukta sıkça kullanıldığından, daha güncel bir kelime olan ve fiilin özgür iradeyle olumlandığı duygusunu içeren ‘Onay’ ifadesinin kullanımı da yaygınlaşıyor. Cinsellik içinde rıza kavramı cinsel davranışlar çerçevesinde kullanılır. Cinsel davranışın tam olarak başladığı an kişiler için farklı olabilir. Bu nedenle onay, aynı zamanda iletişim, çok soru sorma, birbirini dinleme ve birbirinin sınırlarına saygı gösterme anlamına gelir.
Tecavüz: Kelime olarak sınırı aşmak, geçmek, saldırmak anlamındadır. Türk Ceza Kanunu’nda tecavüz bedene organ veya bir cismin  penetre edilmesi[1] ile oluşan suçtur. Tecavüz yetişkine yönelik gerçekleştiğinde “Nitelikli cinsel saldırı”, çocuğa yönelik gerçekleştiğinde “Cinsel istismar” suçu olarak tanımlanır.
Çocuğun cinsel istismarı:  Sadece cinsel istismar tanımı da yeterlidir. Cinsel istismar; uluslararası sözleşmeler ve ulusal hukuk metinlerinde çocuk olarak tanımlanan kimselerin, bir yetişkin tarafından cinsel amaçlı sömürüye maruz bırakılması anlamına gelir. Cinsel istismarın temas içeren ve içermeyen türleri bulunur. Cinsel istismar sanal ortamda da gerçekleşebilir.
Çocuk evlilikleri: Yasal olarak onay veremeyen ve sözleşme imzalayamayan bireylerin, yani çocukların evlendirilmesi bir istismar biçimidir ve suçtur. Bazı kültürlerde rızası inşa edilen veya ebeveynlerin evliliğe zorladığı ergenler de bu şiddet türüne maruz bırakılır. Çocukların ve ergenlerin evlendirilmesi, çalıştırılması, ticari amaçlı sömürülmeleri çocuk hakları ihlalidir. Aynı zamanda çocuklar üzerinde direkt veya dolaylı ekonomik, fiziksel, duygusal ve cinsel şiddet uygulanması anlamına gelir.
Pedofil: Pedofil tıbbi bir terimdir. Yetişkin bir kimsenin cinsel eğiliminin çocuklara yönelik olmasına neden olan psikoseksüel rahatsızlık olarak tanımlanır. Pedofil teriminin cinsel istismar faili anlamında kullanılması yanlıştır. Tüm istismar faillerinin psikoseksüel rahatsızlıktan kaynaklı şiddet uyguladıkları genellemesini içerebilir. Pedofil teşhisi olan kişilerin bütününü de istismarcı olarak genelleyebilir.
Tecavüz Kriz Merkezleri: Tecavüz, cinsel istismar ve cinsel şiddet biçimlerine maruz bırakılan kişilere destek hizmeti veren, toplum-temelli işleyen, gelişmiş ülkelerde devletin finanse ettiği veya finansal destek verdiği bağımsız sivil veya yarı-sivil kurumlardır. Bazı ülkelerde kamu kurumu olarak da kurulabilir. TKM’lerin hizmet kapsamı çok geniş veya daha sınırlı olabilir. Bazı TKM’ler 7/24 tecavüz başvurularının alınması, hayatta kalanın adli, sağlık ve sosyal ihtiyaçlarının tek bir merkezde karşılanmasını içerir. Böyle merkezlerde ifade alımı, adli tıp muayenesi, hukuki ve psiko-sosyal danışmanlık tek bir yerde ve bir defa yapılarak gerçekleşir.
Bazı TKM’ler başvuru alarak hayatta kalanın ilgili kurumlara yönlendirilmesini ve takibini yapar. Gelişmiş ülkelerde bulunan bazı TKM’ler ise, hayatta kalan ve yakınlarına hukuki, psiko-sosyal destek sunulmasının yanı sıra, topluma yönelik farkındalık arttırıcı ve koruyucu-önleyici eğitim ve etkinlikler gerçekleştirebilir, o ülkede diğer kriz merkezleriyle ulusal bir ağ oluşturabilir, cinsel suçlara yönelik yasalar hazırlayıp meclise önerebilir, savunuculuk ve lobi faaliyeti gerçekleştirebilirler. Türkiye’de Tecavüz Kriz Merkezleri bulunmamaktadır. TKM’lerin verdiği hizmeti hastaneler, bakanlığa bağlı sosyal hizmet merkezleri ve ŞÖNİM’in koordine ettiği sığınak ve merkezlere yayarak ihtiyacın giderilmesine çalışılsa da; bu kurumların/birimlerin hiçbiri kendini cinsel şiddet konusunda uzmanlaşmış birim olarak tanımlamamaktadır. Bu da uygulamada eksik hizmet ve hayatta kalana yanlış yaklaşım örneklerini artırabilmektedir.
ÇİM (Çocuk İzlem Merkezi): ÇİM’ler Türkiye’de çocuk ihmali ve istismarına yönelik destek hizmeti vermek üzere özel olarak tasarlanmış kamu kurumlarıdır. Türkiye’de yetişkinlere yönelik henüz verilemeyen tek kapı hizmet modeli çocuklara yönelik ÇİM’ler aracılığıyla verilebilmektedir. Cinsel istismara maruz bırakılan çocukların koruma altına alındığı, ifadesinin çocuğu örselemeyecek şekilde bir kere alındığı, adli muayene, sağlık, psikolojik ve hukuki hizmetlerin tek bir yerde verildiği merkezlerdir.
Acil Destek Hattı: Acil destek hatları tecavüz ve cinsel saldırı durumlarında kriz yönetimi ve yönlendirme yapan telefon hatlarıdır. Sadece danışma hizmeti vermedikleri için 7-24 hizmet vererek yönlendirme yapabilmesi; bu konuda özel eğitim almış deneyimli uzman psikologların bu hatlarda çalışması, bu hizmete yönelik bir standarttır. Cinsel saldırı ve tecavüz vakaları travmatik ve şok yaratabilen durumlar olduğundan hayatta kalana doğru yaklaşım, bilgi ve güvenlik ihtiyacının gerekli yönlendirmeler yapılarak karşılanması, talep durumlarında hayatta kalanın hastane, polis gibi süreçlerinde vakit geçirmeksizin bu konuda eğitimli ve deneyimli avukat, psikolog ve sosyal çalışanlara erişebilmesini sağlamak gibi işlevleri bulunur. Ülkemizde sadece cinsel şiddete özel bu hizmeti verebilen ulusal veya yerel bir acil hat bulunmamaktadır. Acil durumlarda 183 Sosyal Hizmet Hattı ve 155 Polis İmdat aranabilmektedir.
Destek birimleri: Destek birimleri, cinsel şiddet türlerine yönelik, şiddete maruz bırakılanlara destek hizmeti veren sivil, yerel veya kamu kurumlarına ait birimlerdir. Örneğin bir belediyenin “Alo kadına yönelik şiddet hattı”, Aile ve Çalışma Bakanlığı'na bağlı sosyal hizmet merkezi, bir sivil toplum kurumunun yürüttüğü danışma hattı, kadın sığınağı gibi dayanışma ve destek sunan birimler destek birimleridir. Baro’lara bağlı adli yardım büroları, aile içi şiddet savcılık birimleri, aile içi ve kadına yönelik şiddetle mücadele asayiş birimleri, gibi polis birimleri, ÇİM’ler, Çocuk Koruma Merkezleri, okulların rehberlik birimleri, danışma merkezleri veya danışma hatları da destek birimleridir.
Tecavüz Kiti: Tecavüz veya beden bütünlüğüne yönelik cinsel saldırı sonrası yapılan adli tıp muayenesinde, bedenden delil toplamayı ve bunları yok olmadan uzun süre muhafaza edebilmeyi kolaylaştırmak için tasarlanmış tek kullanımlık bir kittir. Bir kutu veya büyükçe bir kağıt zarf şeklinde olabilir. İçinde, beden muayenesinde elde edilen delilleri toplamak ve saklamakta kullanılan araç ve materyaller bulunur.
Tecavüz kitleri, faile ait DNA vb. delliler toplandıktan sonra mühürlenerek yıllarca saklanabilmektedir. Bunun amacı, saldırıya uğrayan ve çeşitli sebeplerle henüz resmi bildirim veya şikayette bulunmak istemeyen hayatta kalanların, kendilerini güvende ve hazır hissederek suçu bildirene kadar suçu ispatlayacak delillerin muhafaza edilmesidir. Türkiye'de maalesef resmi şikayette bulunmadan adli muayenenin yapılması, tecavüz kitlerinin hayatta kalanın ismi kayıtlarda geçmeden anonim olarak saklanması gibi bir uygulama bulunmuyor. Türkiye'de Sağlık Bakanlığı bu kitleri üretmiyor ya da ithal etmiyor.

Cinsel şiddet konusu kapsamında Türkçe’de yeteri kadar tanım bulunmamakta. Bu yüzden bir şiddet davranışını, bir duygusal baskıyı, bir ayrımcılık türünü, bir durumu veya tekniği tanımlayabilmek için bazı yabancı kavramları kendi dilimizde kullanma ihtiyacı hissedebiliriz. Sadece şiddeti tanımlayan değil, şiddet yaşayanı destekleyen ve güçlendirici kavramların da bir kısmı yabancı kelimeler olarak dilimizde kullanılmaktadır. 
Gündelik hayatta kullandığımız birçok terim farklı dillerden Türkçe’ye çevirilmiş veya kökeni farklı dillerde olup dilimize geçmiş olsa da; bu bölümde daha az bilinen ve kullanılan bazı kavramların açıklamaları bulunmaktadır.



Hayatta Kalan: (Survivor) Hayatının bir döneminde cinsel şiddetin herhangi bir biçimine maruz bırakılmış olan kişiler için kullanılan ifadedir. “Mağdur” ya da “kurban” kelimelerinden farklı olarak, daha güçlendirici bir kavram olması nedeniyle tercih edilir. Hayatta kalmak; yaşanan şiddet ve yarattığı travmanın ölçüsü ne olursa olsun, bireyin içindeki güçle, kendine tutunarak ve çevresinden destek alarak şifa bulabileceğini, tatminkar ve üretken bir hayat yaşayabileceğini ifade eder.
Rıza İnşası: (Manufacturing/Constructing Consent) Kişinin rıza göstermediği herhangi bir cinsel davranıştaki Hayır’ı Evet’e çevirmek için kullanılan ve ‘fiziksel zorlama içermeyen’ bütün yöntemler anlamına gelir. Bu yöntemler ısrar, manipülasyon, duygusal tehditler, ödül veya ikramla suçlu veya borçlu hissettirme, kaygıyı azaltıcı söylemler vb. olabilir. Rızanın inşa edilmesi, hayatta kalanın maruz bırakıldığı cinsel davranışa onayı olmadığını sonradan fark etmesine sebep olabilir. Arzu ve rıza birbirine karıştırılmamalıdır. Arzunun varlığı görüldüğünde “onay da var” ön kabulü, birçok dinamiğin yok sayılarak fiziksel zorlamanın olmadığı bir cinsel şiddetin oluşması riskini taşır.
Rıza inşasını başkaları üzerinde kurabildiğimiz gibi, kendimiz üzerinde de kurabiliriz. Rıza inşasının sorgulanması; kendimizi ve birbirimizi dinleme, iletişim kurma, bilgilerimizi değil duygularımızı fark etme ve ifade etme, sınırlara saygı gösterme üzerine bir güçlenme ve özgürleşme sürecidir.
Öz yardım: 
İngilizce self-help kelimesinden çevirilmiştir. Bir kişinin kendi çabası, kaynakları ve iradesi ile duygusal, psikolojik ve somut temelde bir problemi aşmakta ihtiyaç duyduğu desteği kendine sağlaması demektir. Kendine yardım etme, kendine destek olma, kendini güçlendirme anlamında kullanılır. Travma sonrası şifa bulma sürecimizde kendimize iyi gelen veya bizi ikincil travmalardan koruyan şeyleri keşfedip uygulamamız öz yardımdır. Bu amaçla kullanılabilecek koruyucu-önleyici bilgiler içeren makale, yazı, egzersiz, görsel malzeme ve benzeri materyallere de ‘öz yardım materyalleri’ denir.
Öz savunma:
 İngilizce self-defence kelimesinden gelir. Türkçe’de self-defans veya kendini savunma olarak kullanılır. Bir kişinin kendisine yönelik şiddet içeren bir saldırı karşısında, gerektiğinde fiziksel güç de kullanarak kendini koruması anlamındadır. Hukukta bu kavram nefsi müdafaa veya meşru müdafaa olarak kullanılır ve kendini koruma amacıyla yapılan fiziksel eylemlerin yasal olarak da meşruluğunu ifade eder. Öz savunma aynı zamanda öz yardım sürecinin de bir parçası olarak kendimizi korumak, savunmak ve güçlendirmek için uyguladığımız yöntemlerdir. Bu yöntemler hem fiziksel, hem de zihinsel yöntemler olabilir. Birlikte direnme ve dayanışma da öz savunmanın bir parçasıdır.
Güvenlik Planı: (Safety Plan)
 Güvenlik planı bizim kendi koşullarımıza göre kendi yaşayabileceğimiz riskleri değerlendirerek kendi güvenliğimiz için oluşturduğumuz bize özel acil durum planlarıdır. Şiddete halihazırda maruz bırakılıyorsak, bir tehlike yaşayabileceğimiz riski olduğunu düşünüyorsak bu planı gerektiğinde uygulamaya koymak üzere hazırlayabiliriz. Olası bir şiddet veya şok durumunda, ne yapacağımızı bilemediğimiz bir ortamda harekete geçmemizi ve kendimizi korumamızı kolaylaştırabilir. Bir güvenlik planı yapmak için destek sistemimizdeki birinden, bir sosyal çalışandan yardım isteyebiliriz. Aynı zamanda hazırladığımız planı uygulamak için önceden prova da yapabiliriz. 
Destek Sistemi: (Support System) 
Bu kavram, herkesin küçük ya da büyük, destek alabileceği, yardım isteyebileceği kişilerden oluşan bir iletişim ağı olabileceğini anlatır. Cinsel şiddet sonrası şifa bulma yolunda önemli adımlardan biri destek almaktır. Destek sistemi; kendimize göre seçeceğimiz güvendiğimiz kişilerden oluşan iletişim ağı anlamında kullanılır. Bu kişiler mutlaka uzman ya da profesyonel olmak zorunda değildir, olabilirler de. Güvendiğimiz bir arkadaşımız (ya da arkadaşlarımız) aile üyelerimiz, psikolog veya psikiyatrımız, aynı inancı veya yaklaşımı paylaştığımız biri olabilir. Kişisel destek sistemimiz dışında; birbiriyle koordineli çalışan sivil ve kamu kurumlarından oluşan destek ağını da, yaşadığımız ülkedeki “kurumsal destek sistemi” kavramı ile ifade edebiliriz.
Tecavüz Kültürü: (Rape Culture) Tecavüzün ve cinsel şiddetin ataerkil normlar ve ana akım medya kanalları aracılığıyla toplumda normalleştirilmesi, önemsenmemesi ve alay konusu haline getirilerek doğallaştırılması. Tecavüzün kültürleşmesi toplumsal cinsiyet normlarının, mağdur suçlayıcılığın, taciz ve tecavüzün olağan davranış olarak sunulması ve popüler kültür yoluyla yaygınlaştırılmasıyla ilişkilidir. Örneğin şarkı sözleri, mizah malzemeleri, dizi-film senaryoları, afişler, reklamlar, spor alanlarında kitlesel sloganlar, haber dili, eğitim kitapları, popüler yayınlar vb. 
Tecavüz kültürü ifadesi; bireysel sahiplenme değil, toplumdaki genel kabul ve yadırgamama hali üzerinden kodlanır. Tecavüzün normal olduğu yaklaşımı toplumdaki yanlış inanışların sürekli üretilmesi ile sağlamlaştırılır. Örneğin kadınların beyanlarının güvenilmez olduğu, cinsel şiddet faillerinin her zaman yabancılar olduğu, erkeklerin hormonlarının, beyinlerinin, cinsel dürtülerinin kontrol edilemez olduğu gibi genellemelerin, hayatın her alanında sosyal olarak inşa edilmesi ve yeni nesillere aktarılması şeklinde gerçekleşebilir.
Onay Kültürü: (Consent Culture) 
Tecavüz Kültürü kavramına karşıt olarak üretilmiş bir kavramdır. Duygulara ve cinselliğe dayalı tüm ilişkiler ve ilişkilenmelerde onayın varlığının sorgulandığı ve konuşulduğu bir iletişim biçiminin toplumda normalleşmesi, doğallaşması anlamında kullanılır.
Onay kültürü, her zaman ve her koşulda cinsel davranışlara onay verilmesi demek değildir. Aksine; her zaman ve her koşulda, bir cinsel davranışa yönelik olumlanan onayın olup olmadığının sorgulanması ve kişilerin birbirinin sınırlarına saygı duymalarına dayalı bir iletişimin o toplumun kültürüne yerleşmesi demektir. Onay kültürü; çocukların hayır ya da evet derken kendilerini dinlemeleri ve kendi sınırlarını keşfetmeleri üzerine yetiştirildiği, toplumsal cinsiyet rollerine göre ayrıştırılarak kişilerin arzularını ifade etme veya gizleme üzerinden baskılanmadığı, onayın olmadığı cinsel davranışların teşvik edilmediği ve şiddetin çeşitli gerekçeler ve yanlış inanışlar aktarılarak kişilere öğretilmediği bir kültürü yansıtmaktadır.
Güveni kötüye kullanma: (Abuse of power)
 Bir kişinin, grubun ya da kurumun elindeki yetkiyi-nüfusu-mevki ve makamı; faydalanma amaçlı kötüye kullanmasına denir. İdari yetkinin, mesleki uzmanlığın, ünlü-bilinir olmaktan kaynaklı nüfusun ve benzeri güç unsurlarının kötüye kullanımı ile gerçekleşen istismar ve şiddet biçimlerinde kullanılır. Örneğin; dini cemaatlerde, çeşitli makamlarda bulunan kişilerin toplumsal güveni kötüye kullanarak uyguladıkları cinsel saldırı ve cinsel istismar; Doktor, Jinekolog, Psikolog gibi mesleki uzmanların görevlerini kötüye kullanarak hastalarına-danışanlarına cinsel saldırıda bulunmaları; Polis, Hakim, Savcıların yetkilerini kötüye kullanarak uyguladıkları şiddet türleri. Ünlülerin, sanatçı ve aydınların, tanınmış kişilerin toplumla oluşturdukları güven ilişkisi ve hayran kitlelerinden faydalanarak duygusal, fiziksel, cinsel, ekonomik şiddet uygulamaları ve bu şiddet türlerini meşrulaştırmaya çalışmaları. 
Mobbing:
 Daha çok iş yerinde (ya da okulda) gerçekleşen psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı verme sonucu yıldırma olarak kullanılır. Fail bir kişi veya bir grup insan olabilir. Bir grubun ya da tek bir kişinin hiyerarşik olarak güç kullanabilecekleri birine (veya bir gruba) yönelik korkutma, sindirme, caydırma, dışlama, aşağılama içeren ve mağdur edilenin psikolojik ve/veya fiziksel zarar görmesine neden olan davranışlardır. Bu davranışlar farklı şiddet türlerini içerebilir.
Ensest: 
Ensest birinci derece kan bağı olan kişiler arasında gerçekleşen cinsel davranışlara atıfta bulunan bir terimdir. İngilizce ve Türkçe’de yetişkin, çocuk ve ergenlere ebeveynleri, kardeşleri veya 1. derece akrabaları tarafından uygulanan cinsel saldırı ve istismar suçlarını adlandırmakta kullanılır. Bu tanıma alternatif olarak; şiddet yetişkine yönelik ise “aile içi cinsel saldırı”, çocuğa yönelik ise “aile içi cinsel istismar” olarak da tanımlanabilir.
Mağdur Suçlayıcılık: (Victim-blaming) 
Yaşanan bir mağduriyette çeşitli gerekçelerle faili aklayarak, olayın sorumluluk ve suçunu şiddete maruz bırakılan kişiye yükleyen yaklaşımdır. Kişinin giyimi, davranışları, hangi saatte nerede bulunduğu, mesleği gibi gerekçelerle şiddete kendisinin neden olduğunun ileri sürülmesi mağdur suçlayıcılığın en yaygın örneklerindendir. Mağdur suçlayıcılar “hiçkimse cinsel şiddeti hak etmez” yerine “bazı insanlar cinsel şiddeti hak eder” düşüncesinden beslenir. Çoğu zaman açıktan suçlamada bulunmadan örtük olarak mağdurun şiddeti hak ettiğini telkin edebilirler. Ancak “şunu yapan tacizi hak eder”, “bunu giyen tecavüzü hak eder” gibi açıktan mağdur suçlayıcılar da bulunmaktadır. Mağdurun cinsel şiddeti hak etmediğini ispata çalışan çeşitli gerekçeler sunulması da aynı yaklaşımı beslediği için dolaylı olarak mağdur suçlayıcılıktır. (“.. evden işe giderdi, dışarı çıkmazdı” vb.)
Seyirci Kalan: (Bystander)
 Yardıma ihtiyaç duyulan bir zorbalık durumunda; olaya tanıklık eden fakat müdahale etmeyen, yani pasif kalarak zorbalığı kabul eden kişiler için kullanılan bir ifadedir. Seyirci kalanlar, zorbanın şiddet davranışlarına devam etmesine ve şiddetin kabul görmesine neden olurlar. Bazı kişiler gülerek ya da zorba yanlısı yorumlar yaparak aktif şekilde şiddeti destekleyebilir.
Müdahale Eden: (Upstander) 
Çevresinde gerçekleşen bir zorbalık durumunda; olaya seyirci kalmayıp müdahale eden, zorbalığa maruz bırakılan kişiyi destekleyen, yardım çağıran, şiddeti kabul etmeyen kişiler için kullanılan ifadedir.
Gaslighting:
 Bir duygusal şiddet biçimidir. Duygusal veya maddi, bir çıkar elde etmek amacıyla bir kişiyi sürekli şekilde manipüle ederek kendi gerçekliğinden koparmayı ifade eden bir kavramdır. Daha çok yakın ilişkilerde görülür. Israrlı yalan, ısrarlı inkar, aşırı duygusal tepkiler, tehdit, cezbetme, yanlış yönlendirme ve üzerini örtme gibi davranışlara uzun süre maruz bırakılan kişinin kendi gerçeklik algısından ve hafızasından sürekli olarak şüphe eder hale gelmesi, suçlu hissetmesi ve ruh sağlığının bozulması gibi sonuçları bulunur.
Tetiklenmek:
 Görme, işitme, tatma, koklama ya da dokunma duyularının uyarılmasıyla; geçmişte yaşanan travmatik bir olayı hatırlamak, hissetmek ve benzer olumsuz duyguları farklı düzeylerde tekrar yaşamaktır.
Tetikleyici: 
Travmatik bir olayın yaratmış olduğu tepki yapısını harekete geçiren uyaranlardır. Tetikleyici olay ya da nesnenin travmatik olması gerekmez, sadece hatırlatıcı olması yeterlidir. Örneğin; bir ses, koku, manzara, renk vs. de tetikleyici olabilir.