Eğer bu sayfayı hızlıca kapatmanız gerekiyorsa, bu alana tıklayabilirsiniz. Google arama motoruna yönlendirilirsiniz. Click here to rapidly close this page. The page will be forwarded to Google homepage.
HIZLI QUICK
ÇIKIŞ ESCAPE

Yanlış İnanışlar ve GerçeklerMyths and Facts

Cinsel şiddetle ilgili toplumda yaygınlaşmış ve GERÇEK OLMAYAN genellemeler, inanış ve yargılar bulunur. Bunları ‘doğru bilinen yanlışlar’ veya ‘mitler’ olarak ifade ediyoruz.
Çeşitli ülkelerde yapılan araştırmalar, istatistikler ve bilimsel açıklamalar ve en önemlisi de, hayatta kalanlar olarak yaşadığımız deneyimler bize mitlerin gerçek olmadıklarını somut şekilde göstermektedir.

Mit: Cinsel şiddet kontrol edilemeyen cinsel dürtülerle ilgilidir.

  • GERÇEK: Cinsel şiddet güç kullanımı ve kontrol kurma ile ilgilidir. Yaygın cinsel şiddet davranışları toplum içerisinde cinsiyet rolleri ve kültür yoluyla öğrenilebilir ve cinsiyet eşitsizliğinden, ayrımcılıktan, tahakkümden ve hiyerarşiden beslenirler. Bu yüzden cinsel şiddet “içimizdeki birkaç çürük elma ile ilgili” değildir. Cinsel şiddet, toplumsal bir sorundur ve bireylerin yanısıra kitlelere yönelik de gerçekleşebilir.

Mit: Cinsel şiddet failleri genellikle yabancı ve güvenilmez kişilerdir.

  • GERÇEK: Cinsel şiddet failleri çoğunlukla hayatta kalanın tanıdığı ve güvendiği kişilerdir. Amerika’da yapılan güncel istatistikler tecavüz faillerinin %80 oranında tanıdık kişiler olduğunu göstermektedir.* Ülkemizde basına yansıyan örneklere ve adli kayıtlara bakıldığında da benzer şekilde; tecavüz, istismar ve cinsel şiddet faillerinin daha çok eş, akraba, partner, arkadaş, tanıdık, öğretmen, doktor gibi, saldırıya maruz bırakılanların bir biçimde tanıdığı ve güven ilişkisi kurduğu kişiler oldukları görülmektedir.

* https://www.rainn.org/statistics/perpetrators-sexual-violence

Mit: Cinsel şiddet failleri sapık ve canavarlardır. Cinsel şiddete maruz bırakılanlar zayıf güçsüz, cinsellikle alakasız kişilerdir.

  • GERÇEK: Hepimiz cinsel şiddete maruz bırakılabileceğimiz gibi, cinsel şiddetin uygulayıcısı da olabiliriz. Cinsel şiddet failleri de, cinsel şiddetten hayatta kalanlar da hayal ürünü ve marjinal karakterler değil, gündelik hayatta var olan gerçek kişilerdir. Failler de, şiddete maruz bırakılanlar da her yaştan, meslekten, cinsiyet ve cinsel yönelimden, sosyal gruptan, eğitim ve gelir grubundan olabilirler. Her insanın sahip olabileceği kusur ve erdemlere sahip olabilirler. Her yaştan insan gibi cinsel varlıklardır ve cinsellikle ilgili çeşitli deneyimleri bulunabilir. Seks deneyiminin ise, bir kişinin failliği veya mağduriyeti ile bir ilgisi bulunmaz. Cinsellik ve cinsel şiddet, birbirine karıştırılmaması gereken iki ayrı kavramdır. Yukarıdaki türden yargılar cinsel şiddetin tabu haline gelerek görünmez ve konuşulamaz olmasına, hatta toplumda cinsel şiddetin normalleşmesine hizmet eder.

Mit: Cinsel şiddet, her zaman fiziksel zorlama ile gerçekleşir. Gerçekten cinsel saldırıya uğrayanlar polise gider ve şikayetçi olur.

  • GERÇEK: Cinsel şiddet her zaman güç kullanımı ile ilgilidir, ancak güç kullanımı her zaman fiziksel zorlama olmak zorunda değildir. Cinsel şiddet ve istismar failleri fiziksel güç, silah, bıçak gibi aletler kullanabilir; alkol, uyuşturucu ve ilaçla kişinin direncini kırarak cinsel saldırıda bulunabilir. Failler ayrıca güven ilişkisi kurarak, manipüle ederek, duygusal baskı, tehdit ve şantajla da birini rızasının olmadığı cinsel davranışlara zorlayabilir. Faillerin en yaygın kullandıkları araçlar toplumsal cinsiyet eşitsizliği, ayrımcılık ve baskılara dayalı unsurlardır. Kadınlara yönelik aşağılama, tahakküm ve cinsiyetçi ayrımcılık, yetişkin dünyanın çocuklarla kurduğu sahiplik ve biat ilişkisi, eşcinsellere ve translara yönelik nefret ve düşmanlık, göçmen ve sığınmacılara yönelen ırkçı düşmanlık, engellilerin yok sayılması, yabancı ve turist kadınların medyada hedef gösterilmesi, tüm bu grupların toplumda marjinal veya suçlu gösterilmeleri faillere suç işlerken güven verir. Şiddete maruz bırakılanların sessiz kalacağına veya onlara inanılmayacağına güvenirler. Örneğin bir seks işçisi, kimliksiz bir göçmen, evsiz veya işsiz kalmaktan korkan bir kadın veya eşcinsel, beyanına inanılmayacağını bilen bir trans, kendi ebeveynlerinden failden korktuğundan çok daha fazla korkan bir ergen, hiçbir konuda düşüncesi veya onayı alınmamış bir çocuk yaşadığı cinsel şiddeti kolay kolay dile getiremeyebilir. Failler kendi avantajlı konumlarını da şiddet uygularken güç unsuru olarak kullanabilirler. Örneğin üniversitelerde öğrencilerin cinsel taciz gibi şiddet türlerinden şikayet ettikleri hiçbir öğretim üyesinin yaptırım görmemesi çarpıcıdır ve faillere yönelik mesajdır. Taciz ve tecavüze maruz bırakılan kişiler öğrenci, hasta, danışan, işçi vb. ise, daha üst konumdaki failin uyguladığı şiddeti dile getirmeleri güç olabilir.

Mit: Cinsel şiddet karanlık izbe yerlerde, daha çok dışarıda, sokakta ve kamusal alanlarda gerçekleşir.

  • GERÇEK: Cinsel şiddet kişilerin güvenli gördüğü alanlarda sıklıkla gerçekleşebilir. Türkiye’de henüz bu konuda istatistik yapılmamıştır. Ancak faillerin tanıdık kişiler olması şiddetin evde, işyerinde, okulda, kursta, hastanede, camide, spor salonunda, yurtta vb. yerlerde gerçekleşebileceğini bize göstermektedir. Amerika’da yapılan istatistiklerde cinsel saldırıların %15i kamusal alanda, %10’u eve yakın kamusal alanda, %55i hayatta kalanın evinde veya yakınında, %12’si bir yakın-akrabanın evinde veya yakınında, %8i okulda gerçekleşmiştir.*

* https://www.rainn.org/statistics/scope-problem

Mit: Kadınlar cinsel şiddet konusunda yalan söyler ve iftira atarlar.

  • GERÇEK: Kadınların yalan söyledikleri varsayımı, dünyanın her yerinde tecavüz kültüründen beslenen, faillerin aklanması ve olayın üzerinin örtülmesi için kullanılan bir önyargıdır. Yurt dışında yapılan farklı istatistikler, cinsel saldırı suçlarında yalan beyan oranının %2 ila %10 arasında olduğunu göstermektedir.* Bu oran diğer suçlar için yapılan yalan beyan oranıyla hemen hemen aynıdır. (hırsızlık, gasp vb.) Kadınların polise gidip resmi şikayette bulunmasının önünde birçok engel bulunmaktadır. Kültürel baskılar, tehditler, yeniden şiddet görme veya öldürülme korkusu, tecavüz mağduru olarak toplumda damgalanma endişesi, polise ve yargıya olan güvensizliğin yanısıra; kadınların kendilerine inanılmayarak yeniden mağdur edileceklerini düşünmesi de cinsel şiddet vakalarının bildirilmemesinde önemli bir etkendir. Bu yanlış varsayım ve önyargılar cinsel şiddet vakalarının karanlıkta kalmasına, şiddete maruz kalanların sessizleşerek faillerin daha rahat hareket etmesine ve saldırıyı aynı kişiye veya farklı kişilere yönelik tekrarlamalarına, böylelikle cinsel şiddetin artmasına sebep olur.
  • https://www.nsvrc.org/sites/default/files/2012-03/Publications_NSVRC_Overview_False-Reporting.pdf
    https://psmag.com/news/false-reports-of-sexual-assault-are-rare-but-why-is-there-so-little-reliable-data-about-them

Mit: Cinsel şiddete maruz bırakılan kişi saldırı esnasında bağırır, karşı koyar, direnir.

  • GERÇEK: Cinsel şiddete maruz bırakılan kişiler saldırı anında farklı tepkiler verebilir. Travmatik bir olay anında beynimize birçok hormon salgılanır ve DİRENME, KAÇMA veya DONMA tepkileri verebiliriz. DONUP KALMA (tonik hareketsizlik) tepkisi bütün memelilerde bulunan temel bir güdüdür, bizi hareketsiz kılabilir. Hayvanlarda bu güdüyü saldırı anında ölü taklidi yapmak olarak gözlemleyebiliriz.* Bunun yanısıra bir hayatta kalma stratejisi olarak direnmemeyi de seçebiliriz. Veya yaşadığımız şeyin bir saldırı olduğunu o anda kendimize teslim edemeyerek tepkisiz kalabilir, bu gerçekle sonradan yüzleşebiliriz.


* https://sapac.umich.edu/article/neurobiology-trauma

Mit: Cinsel şiddete maruz bırakılan kişi ağlar, öfke nöbeti geçirir, çılgına döner.

  • GERÇEK: Cinsel şiddet sonrası verilen kalıplaşmış tepkiler yoktur. Cinsel şiddetten hayatta kalanlar olarak, yaşadığımız travmatik olay sonrası birbirinden çok farklı tepkiler verebiliriz. Öfkeli, sakin, soğukkanlı, tepkisiz olabiliriz, gülebiliriz veya ağlayabiliriz, kendimizi rahat ifade edebilir veya kendimizi ifade etmekte zorlanabiliriz. Duygularımızda ve ruh halimizde çok ani ve keskin geçişler olabilir. Olayı ve detaylarını hatırlamakta, olayı gerçekten yaşadığımıza inanmakta güçlük çekebilir ve buna yönelik tepkiler verebiliriz.*

* https://sapac.umich.edu/article/neurobiology-trauma

Mit: Cinsel şiddet veya çocuklukta yaşanan cinsel istismar bir kişiyi gay, lezbiyen, trans yapabilir.

  • GERÇEK: Cinsel şiddete maruz bırakılmak, ne heteroseksüellerin ne de eşcinsellerin cinsel yönelimlerinin değişmesine sebep olmaz. Aynı şey cinsiyet kimliğimiz (kendimizi kadın, erkek, trans-kadın, trans-erkek ve benzeri kimliklerle tanımlamamız) için de geçerlidir. Cinsel saldırılar, faillerin kişiler üzerinde zor kullanma ve kontrol kurması ile ilgilidir. Cinsel deneyim değildir. Bu gibi önyargı ve yanlış varsayımlar, toplumda cinsiyet temelli ayrımcılık, homofobi ve transfobi sonucu yaygınlaşabilir. Cinsel şiddetten hayatta kalanlar olarak; yaptığımız veya yapmadığımız seçimlerin, sahip olduğumuz cinsel kimliğin veya cinsel yönelimin, görünüşümüzün, beden dilimizin, konuşma biçimimizin ve birçok farklı özelliğimizin saldırıya maruz bırakılmamızla bağlantısı olduğunu düşünebiliriz. Bunlar normal ama gerçek olmayan tepkiler; travmatik bir şiddeti anlamlandırmak ve kontrol altına almak için verebileceğimiz, kendimizi suçlamaya yönelik yaklaşımlar olabilir.

Mit: Evlilik içinde, eşler arasında cinsel şiddet görülmez.

  • GERÇEK: Evlilik içinde veya partnerler arasında; bir eşten diğerine yönelen duygusal, ekonomik, fiziksel ve cinsel şiddet türleri görülür. Evlilik içi veya evlilik dışı partnerler arasındaki şiddet türlerinin hepsi 6284 sayılı kanun kapsamında suçtur ve cezası vardır. Türkiye’de resmi evlilik içerisinde, eşine tecavüz etmekten tutuklanmış ve hüküm giymiş fail örnekleri bulunur. Türkiye’de yapılan başvurularda cinsel şiddet türü olarak evlilik içinde taciz, tecavüz, istenmeyen yerlerde ve biçimlerde ilişkiye zorlama (tecavüz girişimi), kişinin cinselliğini aşağılama, başkalarıyla kıyaslama, lakap takma, ticari sömürü amacıyla eşi veya partneri başkalarıyla cinsel ilişkiye zorlama gibi şiddet biçimleri görülmektedir.

Mit: Çocuklara bir yabancı onlara yaklaştığında bağırıp çığlık atmalarını söylersek cinsel saldırıya uğramazlar.

  • GERÇEK: Çocuklar büyük oranda tanıdıkları, sevdikleri ve güvendikleri kişiler tarafından istismara maruz bırakılmaktadır. Amerika Adalet Bakanlığı istatistikleri bize çocukların %30 oranında aile bireyleri, %60 oranında çocukların tanıdıkları kişiler tarafından cinsel olarak istismar edildiklerini göstermektedir.* Çocukların kaçmalarını, güvendikleri yetişkinlerden yardım istemelerini ve kendilerine yönelik şiddet konusunda güçlenmelerini sağlayacak koruyucu-önleyici eğitimler; çocukların beyanlarının dinlenmesi, onaylarının alınması, onlarla mülkiyet değil güven ilişkisi oluşturulması, kişisel ve bedensel sınırlarına saygı gösterilmesi ve çocukların haklarının korunması ile birlikte bir bütün olarak verilmelidir.

* https://www.nsopw.gov/en/Education/FactsStatistics?AspxAutoDetectCookieSupport=1