Eğer bu sayfayı hızlıca kapatmanız gerekiyorsa, bu alana tıklayabilirsiniz. Google arama motoruna yönlendirilirsiniz. Click here to rapidly close this page. The page will be forwarded to Google homepage.
HIZLI QUICK
ÇIKIŞ ESCAPE

"Cinsel saldırıya maruz bırakıldım..."

Cinsel şiddet veya cinsel saldırı ‘bazı insanların, bazı sebeplerle’ maruz kalabileceği bir şiddet değildir. Cinsel saldırı her bireye yönelik gerçekleşebilir. 

Cinsel şiddet veya cinsel saldırının faili; sevdiğimiz bir yakın veya sadece tanıdığımız biri olabileceği gibi, bir yabancı da olabilir. Failden bize yönelen şiddet; tecavüz, tecavüz girişimi, cinsel taciz, istenmeyen temas içeren dokunuşlar veya istenmeyen cinsel davranışlara zorlama gibi farklı yollarla olabilir. Zorlama; her zaman fiziksel saldırı veya penetrasyon (organ veya bir cismin bedene girişi) içermeyebilir. İlaç, alkol, uyuşturucu madde, tehdit, şantaj vb. gibi eşitsizlikten beslenen bir gücün kullanımı ile kişinin direnci kırılarak da gerçekleşebilir.

Cinsel saldırı ne şekilde gerçekleşirse gerçekleşsin bizim hatamız değildir! Cinsel saldırı içeren davranış failin seçimidir, failin hatasıdır; suçtur ve cezası vardır.

Cinsel saldırı sırasında verdiğimiz tepki her ne olursa olsun, o anda kendimiz için seçtiğimiz en doğru tepkidir (Buna tepkisiz kalmak da dahil). Şiddet sırasında ve sonrasında verdiğimiz tüm kararların güvenliğimizle ve koşullarımızla ilgisi vardır. Cinsel saldırı sonrasında da ilk önceliğimiz yine kendi güvenliğimiz olmalıdır. Öncelikle bedensel ve ruhsal olarak güvende olacağımız bir yere gitmek doğru bir seçim olabilir. Acil destek durumları ile ilgili buradan bilgi alabilirsiniz. 

Cinsel saldırı/cinsel şiddet sırasında veya sonrasında, bir takım olumsuz etkileri yaşamamız çok mümkündür. Ruhsal travmaya sebep olabilecek yaşantıların en bilinenleri arasında cinsel istismar ve cinsel şiddet eylemleri vardır. Fakat unutmayalım ki travma kişisel bir deneyimdir; travmatik bir olay yaşayan her birey ruhsal travma geliştirmeyebilir. Kişisel sınırlarımız bir başkası tarafından ihlal edildiğinde; failin cezalandırılması, kendimizi iyi ve güvende hissetmek, yaşadığımız olayın adını koymak ve/veya yaşadığımız olayı unutmak gibi pek çok farklı ihtiyacımız olabilir. Şiddet sonrası hissedilen duygular ve ihtiyaçlar kişiden kişiye farklılık gösterebilir.

Şikayetçi olmamak suçlu olduğumuz ya da maruz bırakıldığımız şiddetin gerçek olmadığı anlamına kesinlikle gelmez. Cinsel saldırı sonrası adaletin yerini bulması, sadece failin cezalandırılması demek değildir. Adalet, bizim ihtiyaç duyduğumuz desteğe erişebilmemiz ve şiddetten sonra şifa bulmamız, güçlenmemiz demektir. Cinsel şiddetten hayatta kalanlara inanıyoruz; yalnız değiliz…

Şiddete maruz bırakılmak; beklenmeyen ve olağan dışı bir durumdur. Şiddet sonrasında yaşadığımız kafa karışıklığı; ne yapacağını bilememek doğaldır. Yaşadığımız cinsel saldırı sonrası yalnız ve ya çaresiz değiliz. Kendi sürecimizde, kendi ihtiyacımıza dair birçok destek mekanizmasını oluşturabilir ya da oluşturabilmek için destek isteyebiliriz. Öz-yardım adımları ve yakınlarımızdan alacağımız desteğin yanı sıra; tıbbi destek almak, psikolojik destek almak, şiddeti bildirmek gibi haklarımız olan hizmetleri de içeren çeşitli seçenekleri değerlendirebiliriz.

Cinsel şiddet sonrası aşağıdaki yollar izlenebilir:

Kendine inanmak Cinsel şiddetten hayatta kalanlar olarak, hem ‘bir daha yaşanmaması için’ olup biteni anlamlandırma ihtiyacından, hem de toplumda yerleşmiş olan yanlış inanışların etkisiyle kendimizden şüphe etme, kendimizi suçlama ve sorumlu tutma eğilimimiz olabilir. Bu, maruz bırakıldığımız şiddeti inkar etmemize neden olabilir. Bu şekilde hissettiğimiz zaman şiddetin sorumlusunun hiçbir koşulda kendimiz olmadığını ve asla şiddeti hak etmediğimizi sık sık kendimize hatırlatabiliriz. Bazen yakınlarımızdan bile beklediğimiz desteği bulamamamız yaşadığımız olayın şiddet olmadığı ya da bizim suçumuz olduğu manasına gelmez. Her bireyin şiddet sonrası yaşadığı duygular, bu duyguları ifade etme biçimi ve bu duygularla başa çıkma yöntemi farklıdır. Tepkilerimiz ve davranışlarımız bize inanılması noktasında ölçüt olamaz. Önemli olan bizim kendimize inanmamız ve yaşadığımız durumu şiddet olarak tanımlamamızdır.

Güvendiğin biriyle paylaşmak Yaşadığımız şiddeti güvendiğimiz birine anlatmak ve destek istemek mümkün. Bu kişi bir yakınımız veya bir meslek uzmanı olabilir. Paylaşmanın kendisi bizi duygusal olarak destekleyecek bir durumdur. Şiddet sonrası yaşadığımız süreç tek başımıza taşımamız ya da baş etmemiz gereken bir yük değil. Yaşadıklarımızın anlatmak istediğimiz kadarını seçtiğimiz kişi(ler) ile paylaşabiliriz. Sadece dinlemesi, tavsiye sunması, bize eşlik etmesi veya başka bir ihtiyacımıza destek olması gibi farklı taleplerde bulunabiliriz. Güvendiğimiz kişilerin kim olabileceğini en iyi biz belirleriz.

Sağlık desteği almak Şiddet sonrası sağlık muayenesinden geçmek, fiziksel bir yaralanma olsa da olmasa da destekleyicidir. Farkında olmadığımız bir darbe veya iç yaralanma, cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyon, istenmeyen gebelik vb. durumların tespit edilerek zamanında engellenmesi veya iyileştirilmesi sağlanabilir. Fiziksel muayenenin yanı sıra ruhsal değerlendirme de son derece önemlidir. Ayrıca sağlık kurumu, şiddeti bildirmek konusunda henüz karar vermemiş olsak bile, bir takım delillerin zamanında toplanmasını ve belgelenmesini mümkün kılabilir. Her durumda önceliğimiz kendi sağlığımızdır.

Şiddeti bildirmek Cinsel şiddet bizim suçumuz değildir. Failin hatasıdır ve failin suçudur. Cinsel saldırıya maruz bırakıldıysak şikayetçi olmak en temel hakkımızdır. Cinsel şiddet sonrası yalnız değiliz, utanması ve saklanması gereken biz değiliz. Türkiye’de hayatta kalanları desteklemekle yükümlü kurumlar ve işini doğru yapan meslek uzmanları bulunur. Türkiye’de hayatta kalanları destekleyen güçlü bir sivil toplum, sosyal medya ve kamuoyu bulunur. Yasal süreç nasıl gelişirse gelişsin, adalet aramanın kendisi de yıpratıcı olmasına rağmen güçlendirici bir süreç olabilir.

Destekleyici danışmanlık Yukarıdaki tüm maddelerden bağımsız olarak; cinsel şiddet veya saldırının üzerimizdeki olumsuz etkileri ile başa çıkma becerilerini geliştirebilmek için bir uzmandan destek almak, tahminimizden fazla destekleyici olabilir. Bizi zorlayıcı duygu değişimleri, bize şiddeti hatırlatan uyarıcılar, geri dönüşler, travma sonrası stres bozukluğu, depresyon gibi travmatik etkiler yaşayabiliriz. Cinsel şiddet gibi travmatik olabilecek bir deneyim sonrası şifa bulma yolumuzda bizi yargılamayan, güvenebileceğimiz ve cinsel şiddet konusunda deneyimli uzmanlardan psikolojik danışmanlık ve terapi desteği almamız önemlidir.

Farklı seçenekleri araştırmak Şiddet sonrası şifa bulma süreci düz bir süreç değildir, inişli çıkışlıdır. Bazen kısa, bazen uzun sürebilir; çıkışlar kadar inişler de gerekebilir. Elbette sürekli güçlü kalmaya çalışmak zorunda değiliz. Ve yeniden hatırlayalım; yalnız değiliz. Biz farkında olmasak bile, bize destek sağlayacak farklı alternatifler de bulunabilir. Bunları araştırmak, nelerin bize iyi geldiğini keşfetmemize ve güçlenmemize yardımcı olabilir. Örneğin yasal şikayette bulunmak istemiyorsak, anonim kalabilecek bildirim seçeneklerini araştırabiliriz (Harrasmap haritası, sivil toplum kuruluşlarının raporladığı çalışmalar vb.). Bunun yanı sıra; kendi kendimize uygulayabileceğimiz öz-yardım seçenekleri ve egzersizler denemek, dayanışma içeren etkinliklere katılmak, bize iyi geldiğini düşündüğümüz sosyal ilişkiler yürütmek; farklı destek ve dayanışma biçimleri, çalışmak istediğimiz bir iş, çeşitli spor ve sanat aktiviteleri, bir ünlünün hayat hikayesinden destek almak, öz-savunma seçenekleri gibi bir çok sağaltıcı aktivite de mümkün.

Maruz bırakıldığınız taciz/tecavüzle ilgili başvuru yapmak oldukça kişisel bir karardır ve bu karar sadece size aittir. Eğer yaşadığınız durumla bir daha yüzleşmek/karşılaşmak istemiyor ya da henüz hazır hissetmiyorsanız kendinize zaman tanıyın, önceliği fiziksel ve ruhsal açıdan iyi olmanıza verin. Kendinizi ve ihtiyaçlarınızı dinleyin.  Ve unutmayın şikayetçi olmamanız suçlu olduğunuz ya da yaşadığınızın gerçek olmadığı anlamına kesinlikle gelmez! Biz size inanıyoruz.

Cinsel şiddet hakkında konuşmak, özellikle kendi cinsel şiddet deneyiminiz hakkında konuşmak, birilerine açılmak çoğunlukla zorlayıcıdır. Hangi şekilde olursa olsun ‘adalet’i arama kararını vermek oldukça tetikleyici (travmatik bir olayın yaratmış olduğu bir tepki yapısını -duygu, düşünce, davranış vb.- harekete geçiren uyaranlar) bir süreci başlatabilir fakat olayla ilgili iyi bir kapanış süreci yaşamınıza, güçlenmenize, hayatınızla ilgili kontrol hissini geri kazanmanıza da yardımcı olabilir. Mevcut başvuru sistemi ve süreçleri hakkında bilgi sahibi olmanız bilinmeyenlerin kaygısını azaltmanıza ve daha hazırlıklı olmanızda fayda sağlayabilir.

Şikayetçi olmakla ilgili kaygı duyuyor olmanız son derece doğal. Yalnız değilsiniz. Kafanızdaki bazı sorularınıza cevap olabilecek açıklamaları aşağıda bulabilirsiniz.

"Fail saldırıya teşebbüs esnasında korktu kaçtı.."
Cinsel saldırıya teşebbüs etmek de oldukça ciddi yaptırımları olan bir suçtur ve şikayetçi olunabilir.

"Faili tanıyorum.."
Cinsel saldırıların çoğunluğunun hayatta kalanın tanıdığı ve çoğu zaman da güvendiği kişiler tarafından gerçekleştirildiğini biliyoruz. Kim tarafından gerçekleşirse gerçekleşsin cinsel saldırı bir suçtur ve cezası vardır. Fail yakınınız, sevgiliniz, kocanız ya da akrabanız olabilir.

"Fail ile geçmişte ilişkim vardı ya da hala ilişki içindeyim"
Geçmişte bir cinsel davranışa onay vermiş olmanız o kişinin gelecekteki davranışlarına da onay verdiğiniz anlamına gelmez. İstemediğiniz halde onayınız olmadan gerçekleşen cinsel davranışlar cinsel suçtur ve şikayetçi olabilirsiniz.

"Bedenimde fiziksel izler oluşmadı, yeterli delilin olmayacağından korkuyorum"
Cinsel saldırıların birçoğunda dıştan görülen fiziksel yaralanmalar gerçekleşmeyebilir. Bu yüzden olası içsel yaralanmalar için bir sağlık kuruluşuna gitmeniz ve muayene olmanız oldukça önemlidir. Olası DNA örneklerinin toplanabilmesi için de bu muayene oldukça önemlidir. Deliller kıyafetinizde de bulunabilir.  

"Başvuracağım yerdeki kişilerin bana inanmamasından korkuyorum"
Cinsel şiddetle ilgili yaygın yanlış inanışlar/mitler nedeniyle böyle bir tavırla karşılaşma riskinin olduğunu biliyoruz. Fakat başkalarının inanmaması  sizin yaşadığınızın gerçek olmadığını göstermez. Biz size inanıyoruz. Başvuru yapmadan önce size beklediğiniz desteği verecek bir STK ile görüşmek ya da başvuruyu güvendiğiniz bir yakınınızla birlikte yapmak sizi güçlendirebilir.

"Bazı şeyleri farklı yapsaydım bu başıma gelmezdi. Başkalarının da beni suçlamasından korkuyorum..."
Onayınızın olmadığı her türlü cinsel davranış cinsel şiddettir. Şiddet sizin yaptıklarınız ya da yapmadıklarınızla ilgili değildir ve tamamen failin suçudur.

"Başvuru yaparsam her şey olduğundan daha kötü olacak."
Toplumsal öğretilerin bedenlerimize ve cinsiyetlere yüklediği anlamlar, 'namus' gibi kavramlar cinsel şiddeti diğer şiddet türlerinden farklı bir yere koymamıza ve başımıza en büyük felaketin geldiğini düşünmemize neden olabilir. Maruz bırakıldığınız şiddet diğer şiddet türleri gibi yasalarda karşılığı olan bir suçtur, cezası vardır, ispat edilmesi gerekir ve delil toplanması bu sürecin bir aşamasıdır. Unutmayın bu asla ve asla sizin suçunuz değil!

Başvuru yapabileceğiniz süre cinsel saldırının türüne ve maruz bırakılanın yaşına göre farklılık göstermektedir. Ceza Kanunua göre cinsel taciz, basit cinsel saldırı, eşe karşı işlenen tecavüz ve cebir tehdit veya hile olmaksızın 15 yaşından büyük çocukla cinsel ilişkiye girilmesi suçu şikayete bağlıdır*. Bu suçlarda şikayet süresi 6 ay olup, bu süre, failin kim olduğunu bildiğiniz ya da öğrendiğiniz günden itibaren başlar ve her halde dava zamanaşımı** süresini geçmemelidir. Şikayete tabi cinsel suçlarda en kısa dava zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu düşünüldüğünde, şikayet süresi, olay gerçekleştikten EN AZ 8 yıl içinde failin kim olduğunu bildiğiniz ya da öğrendiğiniz günden itibaren 6 aydır. Bununla birlikte, tecavüz, nitelikli cinsel saldırı ve çocuğun cinsel istismarı suçlarının soruşturulması şikayete bağlı olmadığından bir şikayet süresi de yoktur ve dava zamanaşımları 15 ila 30 yıl arasında değişiklik göstermektedir. Konuyla ilgili en doğru cevabı alabilmek için bir avukata başvurmanız en doğrusu olacaktır.

* Şikayet suçtan zarar gören kimsenin, failin cezalandırılmasını Cumhuriyet Başsavcılıklarına, kolluk birimlerine, valilik, kaymakamlık ya da mahkemeye giderek failin cezalandırılmasını istemesidir. Bu istek süre dahil diğer gerekliliklere uygun şekilde dile getirilmediği sürece adli makamlar kendiliğinden herhangi bir şekilde harekete geçemeyecektir. Hukukumuzda adli makamların harekete geçmesinin suçtan zarar görenin şikayetine bağlı olduğu suçlara da şikayete tabi suçlar denmektedir.
** Dava zamanaşımı, suçun işlenmesinden belli bir süre geçtikten sonra hala ceza dava açılmamış veya açılmışsa da süresi içinde sonuçlandırılmamış olduğu hallerde, artık davanın açılamayacağı açılmışsa da failin cezalandırılmayacağını ifade eden bir ceza hukuku kurumudur.